MAKALELER / UÇAKLARDAN YAYILAN KİRLİ EMÜLSİYONLAR

Uçaklardan atmosfere yayılan ana kirleticiler; karbondioksit (CO2), azot oksitler (NOx), su buharı, metan olmayan uçucu organik bileşikler (VOC-Volatile Organic Compounds), karbon monoksit (CO), kükürt oksitler (SOx), kurum ve diğer partiküler maddelerdir.


Bu kirletici emisyonların çevresel etkileri, bunların bırakıldığı yüksekliğe oldukça bağlıdırHava kirliliği; katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin insan sağlığına, bitkilere, yapı malzemelerine ve ekolojik dengeye zararlı etkiler oluşturacak konsantrasyonda ve sürede atmosferde bulunmasıdır.


Söz konusu hava kirleticileri gaz (SO2, NOx, HC (hidrokarbon), CO) ve partikül (toz, duman, metalik duman (füme), uçucu kül, mist, aeresoller) halindeki kirleticiler olmak üzere genel olarak iki alt grupta toplanmaktadır.


Bunun dışında ozon (O3) ve PAN (peroksi asetil nitrat) ve PBN (peroksibenzol nitrat) gibi fotokimyasal oksidantlar da sekonder hava kirleticileri olarak tanımlanmaktadır. Uçak motorlarından çıkan zehirli gazlar çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Yolcu uçakları Jet A1 olarak adlandırılan gaz yağının bir türevini kullanmaktadır.


Dünya yakıt tüketiminin % 5-6'sı yolcu uçakları tarafından gerçekleştirilmektedir. Yeni yolcu uçaklarında 100 kilometre mesafede yolcu başına ortalama 3-3.5 litre yakıt harcanmaktadır. Eski uçaklarda ise bu oran 12 litreye yükselmektedir. 1 kg Jet A1 yakıtının tam olarak yanması ile yaklaşık 3.16 kg karbondioksit (CO2) ve 1.25 kg su buharı (H2O) emisyonu meydana gelmektedir.
Kükürt dioksit (SO2) emisyonları ise yakıttaki kükürt içeriğine bağlı olarak değişmektedir. Uçucu organik bileşiklerin (VOC), karbon monoksit (CO) ve partiküler maddelerin emisyonları ise tam olmayan yanma sonucu gerçekleşmekte ve esas olarak iniş ve kalkışlarda (Landing and Take-off, LTO) ortaya çıkmaktadır. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO-International Civil Aviation Organisation) tarafından tanımlanan LTO çevrimi esnasında uçaklardan çok sayıda kirletici emisyonu (NOx, CO, HC, SO2, PM ve diğer toksik maddeler) meydana gelmektedir.
Uçaklardan kaynaklanan kirletici emisyonların lokal etkileri özellikle yer seviyesinde önemli olmaktadır. Hava trafiğinin bu etkileri nedeniyle şehir merkezlerinde yüksek kirletici seviyeleri tespit edilmektedir. Uçaklardan meydana gelen azot oksit (NOx) emisyonlarının 2008 yılı itibarıyla 2 katına çıkması tahmin edilmektedir. Bu nedenle Ulusal Hava Kalitesi Standartlarını (National Air Quality Standards) sağlayabilmek için hava alanlarında mutlaka hava kalitesi izleme çalışmalarının yürütülmesi gereklidir .

Özellikle jet uçakları, LTO çevrimi esnasında yüksek miktarda azot oksit emisyonu oluşturmaktadır. Örneğin, 1990r17;ların ortalarında JFK hava alanındaki bir uçağın iniş ve kalkış süresince oluşturduğu azot oksit emisyonu, bir otomobilin yaklaşık 45 kmr17;lik seyahati boyunca ürettiği azot oksit emisyonuna eşdeğer miktarda tespit edilmiştir .

Uçaklardan Kaynaklanan Emisyonların Çevresel Etkileri
Uçaklardan atmosfere yayılan ana kirleticiler; karbondioksit (CO2), azot oksitler (NOx), su buharı, metan olmayan uçucu organik bileşikler (VOC-Volatile Organic Compounds), karbon monoksit (CO), kükürt oksitler (SOx), kurum ve diğer partiküler maddelerdir.


Bu kirletici emisyonların çevresel etkileri, bunların bırakıldığı yüksekliğe oldukça bağlıdırHava kirliliği; katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin insan sağlığına, bitkilere, yapı malzemelerine ve ekolojik dengeye zararlı etkiler oluşturacak konsantrasyonda ve sürede atmosferde bulunmasıdır.
Söz konusu hava kirleticileri gaz (SO2, NOx, HC (hidrokarbon), CO) ve partikül (toz, duman, metalik duman (füme), uçucu kül, mist, aeresoller) halindeki kirleticiler olmak üzere genel olarak iki alt grupta toplanmaktadır.


Bunun dışında ozon (O3) ve PAN (peroksi asetil nitrat) ve PBN (peroksibenzol nitrat) gibi fotokimyasal oksidantlar da sekonder hava kirleticileri olarak tanımlanmaktadır. Uçak motorlarından çıkan zehirli gazlar çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Yolcu uçakları Jet A1 olarak adlandırılan gaz yağının bir türevini kullanmaktadır.


Dünya yakıt tüketiminin % 5-6'sı yolcu uçakları tarafından gerçekleştirilmektedir. Yeni yolcu uçaklarında 100 kilometre mesafede yolcu başına ortalama 3-3.5 litre yakıt harcanmaktadır. Eski uçaklarda ise bu oran 12 litreye yükselmektedir. 1 kg Jet A1 yakıtının tam olarak yanması ile yaklaşık 3.16 kg karbondioksit (CO2) ve 1.25 kg su buharı (H2O) emisyonu meydana gelmektedir.
Kükürt dioksit (SO2) emisyonları ise yakıttaki kükürt içeriğine bağlı olarak değişmektedir. Uçucu organik bileşiklerin (VOC), karbon monoksit (CO) ve partiküler maddelerin emisyonları ise tam olmayan yanma sonucu gerçekleşmekte ve esas olarak iniş ve kalkışlarda (Landing and Take-off, LTO) ortaya çıkmaktadır. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO-International Civil Aviation Organisation) tarafından tanımlanan LTO çevrimi esnasında uçaklardan çok sayıda kirletici emisyonu (NOx, CO, HC, SO2, PM ve diğer toksik maddeler) meydana gelmektedir.
Uçaklardan kaynaklanan kirletici emisyonların lokal etkileri özellikle yer seviyesinde önemli olmaktadır. Hava trafiğinin bu etkileri nedeniyle şehir merkezlerinde yüksek kirletici seviyeleri tespit edilmektedir. Uçaklardan meydana gelen azot oksit (NOx) emisyonlarının 2008 yılı itibarıyla 2 katına çıkması tahmin edilmektedir.

Bu nedenle Ulusal Hava Kalitesi Standartlarını (National Air Quality Standards) sağlayabilmek için hava alanlarında mutlaka hava kalitesi izleme çalışmalarının yürütülmesi gereklidir .Özellikle jet uçakları, LTO çevrimi esnasında yüksek miktarda azot oksit emisyonu oluşturmaktadır. Örneğin, 1990r17;ların ortalarında JFK hava alanındaki bir uçağın iniş ve kalkış süresince oluşturduğu azot oksit emisyonu, bir otomobilin yaklaşık 45 kmr17;lik seyahati boyunca ürettiği azot oksit emisyonuna eşdeğer miktarda tespit edilmiştir .

                                                                 HAMMADDELER ANSİKLOPEDİSİ